soul 터키어

발음
i. ruh, can, gönül, kişi, kimse, öz, timsal

예문

He died and his soul went to hell.
Öldü ve ruhu cehenneme gitti.
발음 발음 발음 Report Error!
Music is considered food for the soul.
Müzik ruhun gıdası olarak düşünülür.
발음 발음 발음 Report Error!
Put your ear down close to your soul and listen hard.
Anne Sexton
Kulağını aşağıya, ruhuna yaklaştır ve iyi dinle.
발음 발음 발음 Report Error!
A man's body dies but his soul is immortal.
Bir insanın vücudu ölür ama ruhu ölümsüzdür.
발음 발음 발음 Report Error!
Confession may be good for the soul, but it's a hot lead enema to a marriage.
İtiraf etmek ruhuna iyi gelebilir, ama bir evlilik için lavman gibi olur.
발음 발음 발음 Report Error!
A room without books is like a body without a soul.
Kitapsız bir oda ruhsuz bir beden gibidir.
발음 발음 발음 Report Error!
Rock 'n' roll is good for the soul, for the well being, for the psyche, for your everything. I love it.
Hank Ballard
Rock'n'roll ruh için, iyi olmak için, fizik için, herşeyin için iyidir. Onu seviyorum.
발음 발음 발음 Report Error!
- A runaway slave. Bought be a Spanish settler from a slave trader.
- l see. Is that lawful?
- Supply and demand is the law of trade.
- And the law of souls?
- Kaçak bir esir. Bir esir tüccarından İspanyol göçmen olarak alınmış.
- Anlıyorum. Bu yasal mı?
- Arz ve talep ticaretin kanunudur.
- Ya ruhun kanunu?
발음 발음 발음 Report Error!
And today I feel easing my soul...where I had felt horrible confusion and guilt.
Ve bugün korkunç karmaşa ve suçluluk duyduğum ruhumun, rahatladığını hissediyorum.
발음 발음 발음 Report Error!
A beautiful woman delights the eye; a wise woman, the understanding; a pure one, the soul.
Minna Antrim
Güzel bir kadın gözü memnun eder; akıllı bir kadın anlayışı; saf olanı ruhu.
발음 발음 발음 Report Error!




dictionary extension
© dictionarist.com