strapping 터키어

발음
s. iri yarı ve dinç, dalyan gibi, taş gibi, etine dolgun
i. kayışlar, kayış koşumu, kayışla dayak, bant, yara bandı

예문

Nicholas woke up strapped to a gurney.
Nicholas tekerlekli bir sedyeye sarılı uyandı.
발음 발음 발음 Report Error!
Gebhardt said: "And you might change the strap. That one is about worn up.
Gebhardt: "Kayışı da değiştirebilirsiniz. Bu artık iyice yıprandı" dedi.
발음 발음 발음 Report Error!
He held out the watch with its new strap and Gebhardt put it on.
Yeni kayışıyla birlikte onarılan saati geri verdi ve Gebhardt saati koluna taktı.
발음 발음 발음 Report Error!
All the way back to his room Gebhardt was conscious of the strap on his wrist, but he did not look at the watch even once.
Odasına gidinceye kadar, kolundaki yeni kayışın farkında olmasına rağmen bir kere bile saatine bakmadı.
발음 발음 발음 Report Error!
Working rapidly, he removed the straps from both ends of the watch.
Süratli çalışarak, saatin kayışını iki taraftan birden çıkardı.
발음 발음 발음 Report Error!
Then with a knife he opened the end of the straps and, finally, from one hand took out of a small piece of very thin paper.
Sonra bir bıçakla kayışların dibini kesti. Kestiği yerlerin birinden, küçük ve oldukça ince bir kağıt parçası çıktı.
발음 발음 발음 Report Error!
Thinking of the importance of time suddenly reminded him, and he put a new strap on his watch and then put the watch on his wrist then he sat very still, looking into space, mentally checking every detail of the plan.
Zamanın önemini düşünürken birden saati aklına geldi. Saate yeni bir kayış takarak, saati koluna taktı. Sonra, sakince oturdu ve gökyüzünü seyrederken, zihninde yaptığı planın son detaylarını kontrol ediyordu.
발음 발음 발음 Report Error!
He's a strapping young man.
O iri yarı genç bir adam.
발음 발음 발음 Report Error!
Please hold on to the strap.
Lütfen kayışa tutunun.
발음 발음 발음 Report Error!
Tom is a bit strapped for money.
Tom biraz züğürt kaldı.
발음 발음 발음 Report Error!

동의어
chubby: plump, buxom


dictionary extension
© dictionarist.com